30 yıl önce gerçekleşen ve 8 dağcının hayatını kaybettiği 1996 Everest felaketi, dağcılık tarihindeki en büyük trajedilerden biri olarak hatırlanmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi, gelişen hava tahmini modelleri ve yerel Şerpaların turizm sektöründeki etkin rolü, dağ tırmanışını daha güvenli ve karlı bir sektör haline getirmiştir. Ancak uzmanlara göre, günümüzde dünyanın en yüksek zirvesinde ölümcül risklerin kaynağı artık…
30 yıl önce gerçekleşen ve 8 dağcının hayatını kaybettiği 1996 Everest felaketi, dağcılık tarihindeki en büyük trajedilerden biri olarak hatırlanmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi, gelişen hava tahmini modelleri ve yerel Şerpaların turizm sektöründeki etkin rolü, dağ tırmanışını daha güvenli ve karlı bir sektör haline getirmiştir. Ancak uzmanlara göre, günümüzde dünyanın en yüksek zirvesinde ölümcül risklerin kaynağı artık öngörülemeyen hava koşulları değil, aksine aşırı kalabalık, deneyimsiz turistler ve maliyetten kaçınan ucuz tur şirketleridir.
Geçmişte Everest’e tırmananların sayısı oldukça sınırlıyken, günümüzde ise sadece bir günde 274 dağcının zirveye ulaşması gibi rekorlar kırılmaktadır. Ana kamp, adeta yüksek irtifadaki dev bir şehre dönüşmüş durumdadır. Akıllı saatler, uydu telefonları ve insansız hava araçları sayesinde ani fırtınaların dağcıları yakalaması neredeyse imkansız hale gelmiştir.
Ancak iklim krizinin etkisiyle rotalar her geçen yıl daha tehlikeli hale gelmekte ve yerel Şerpalar bunun farkındadır. Dağdaki ölümcül trafik sıkışıklığı, aşırı talep ve uzun tırmanış kuyruklarının yanı sıra “zirve trafiği” gibi sorunları beraberinde getirmektedir. Rekabetin artmasıyla bazı şirketler, güvenliği tehlikeye atabilecek uygulamalara yönelebilmektedir.
Uzmanlar, Everest’in sadece popüler bir sosyal medya gösterisi olmaması için tırmanış yapacak kişilerden sıkı dağcılık deneyimi ve geçmişi şartı aranması gerektiğini vurgulamaktadır.
Reklam & İşbirliği: [email protected]