Avrupa Birliği, son yıllarda küresel bir aktör olma hedefine doğru ilerlerken bir dizi zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. İran’la nükleer müzakereler, Paris İklim Anlaşması ve teknoloji şirketlerinin veri gizliliği konuları gibi…
Avrupa Birliği, son yıllarda küresel bir aktör olma hedefine doğru ilerlerken bir dizi zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. İran’la nükleer müzakereler, Paris İklim Anlaşması ve teknoloji şirketlerinin veri gizliliği konuları gibi istisnai durumlar olsa da, AB’nin genel anlamda küresel bir güç olma kimliğinden uzaklaştığı gözlemlenmektedir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, AB’nin geçmişte ABD’nin desteğiyle post-modern bir cennet inşa ettiğini ve burada rahat bir yaşam sürdüğünü belirtmektedir. Ancak günümüzde AB, ABD, Rusya ve Çin gibi güçler arasında sıkışmış durumdadır ve kendi kimliğini geliştirme sınavı vermektedir.
Prof. Dr. Oğuzlu, AB’nin ABD, Rusya ve Çin gibi “etobur” güçler karşısında stratejik düşünme ve savunma konularında daha yetkin hale gelmek zorunda olduğunu vurgulamaktadır. Ancak AB’nin bu zorlukları aşabilmesi için üye ülkelerin jeopolitik reflekslerini yeniden kazanması ve birlik içinde hareket etmesi gerekmektedir.
Prof. Dr. Oğuzlu, AB’nin geçmişte jeopolitik reflekslerini kaybettiğini ancak son yaşanan olaylarla birlikte tekrar harekete geçtiğini belirtmektedir. AB’nin ortak iradeyi koruyarak doğru adımları atması durumunda, zorluklarla başa çıkabileceğine inanmaktadır. Ancak bu sürecin zaman aldığını ve hızlı bir değişim beklemenin gerçekçi olmadığını vurgulamaktadır.
Reklam & İşbirliği: [email protected]